O gece uykuya dalmadan ona masallar okuyan annesi Mimi'ye ertesi sabah erkenden yola çıkmaları gerektiğini söyledi. Mimi'ye bir sürpriz planlıyordu. Mimi sürprizin ne olabileceğini hayal ederek uykuya dalıverdi.

Sabah burnunda mis gibi omlet kokusuyla uyandı. Hemen yataktan kalkıp salona gitti. Annesi onlara kocaman bir kahvaltı hazırlamıştı. Mimi'nin güç toplaması için gerekli süt, yumurta, birazcık ekmek ve peynirle 

harika bir kahvaltı!

"Bugün seninle bir okula gideceğiz" dedi annesi. Mimi "Okul mu? Ama ben çok küçüğüm" "Bu okul için küçük değilsin" diye yanıtladı annesi. Mimi'nin giymesi için kıyafetler hazırlamıştı. Rahat bir pantalon, spor ayakkabılar, üstünde dans eden çocukların resmi olan bir üst. 


Özellikle saçlarının sıkı sıkı toplanması gerekiyordu. Annesi ve Mimi bu konuda oldukça uzun çaba harcadı. "Biraz acıyor!" "Dur şimdi düzelteceğim" "Ihhh" "Tel tokayı uzat bana... Hmmm işte oldu!" Mimi aynaya baktı "Bu ne biçim saç? Hiç güzel olmadım" dedi. "Gideceğimiz derste bütün kızların saçı böyle topuz olacak" "Ders mi? Ne dersi”

"Bale"


Mimi’nin biraz kafası karışmıştı ama bir yandan da heyecanlıydı. Annesi ile Mimi yola çıktılar. 

Mimi arabada “Bale ne demek anne?” diye sordu. Annesi de ona balenin bir dans olduğunu, bale ve jimnastik dersinin vücudunun gelişimini için iyi olduğunu anlattı.

“Bakalım hoşuna gidecek mi, öğretmen eğer istersen hemen derse katılabileceğini söyledi” diye ekledi. Mimi yolun geri kalan kısmında hayaller kurdu. Kendini dans ederken hayal etti.


Okula vardıklarında, Mimi kendinden biraz daha büyük görünen çocukların pembe, mavi ve mor dans giysileri giydiklerini, aynaların önündeki barlara tutunarak çeşitli hareketler yaptığını gördü. Salonda çok ama çok güzel bir müzik çalıyordu.

Mimi annesine bakıp gülümsedi. Dans öğretmeni “Bir - Ki - Üç - Dört” diyerek tempo tutuyordu. Minik dansçılar bu tempo eşliğinde ayakları ve kollarıyla uyumlu hareketler yapıyorlardı.

Miniklerin dersi bittikten sonra daha büyük öğrenciler geldi. Bu grupta kızlar parmak uçlarına çıkarak dans ediyorlardı. Bunun için özel bir ayakkabıları vardı. Öğretmen bu ayakkabının isminin ‘Puant’ olduğunu söyledi. Dans ederken sanki uçuyor gibilerdi. Mimi bu dansı buz patenindeki dansa benzetti.


Dersten sonra annesi ve öğretmen biraz oturup konuştular. Mimi ise aynanın karşısına geçmiş az önce gördüğü dansçıları taklit ediyordu.

Eve dönerken annesi derslerin hoşuna gidip gitmediğini sordu. Mimi gülümseyerek “Sevdim!” dedi. Annesi ona şu anda yaşının biraz küçük olduğunu ama eğer isterse bir yıl sonra okula başlayabileceğini söyleyince Mimi heyecanlandı. Bir yıl tam olarak ne demekti?