Mimi yan bahçedeki horozun ötüşüyle sabah erkenden uyanmıştı. Gözlüğünü yatağın yanındaki sehpadan alıp gözüne taktı, yanında uyuyan babaannesini uyandırmadan çoraplarıyla salona koştu. Dedesi gazete okuyordu. 


“Günaydın” dedi dedesi gülümseyerek. Mimi televizyonda çizgi film olduğunu görünce hemen karşısına geçip izlemeye başladı uykulu gözleriyle. Sonra televizyona çok yakın durduğunu farkedip ekrandan biraz uzaklaştı ve dedesinin yanına kanepeye oturdu.


Derken gözü dedesinin okuduğu gazeteye ilişti. 


“Dede”

“Efendim Mimi”

“Acaba bugün bana göre bir tiyatro var mıdır?” diye sordu.

“Hemen bakalım” dedi dedesi. Gazetenin sayfalarını karıştırmaya başladı. Derken odaya babaannesi geldi. “Günaydın babaanne. Bugün tiyatroya gidelim mi?’”

“Gidelim tabii”


Gazetede tiyatro, sinema, konser, sergi ilanlarına baktılar üçü beraber. 


Mimi afişlerden birini gösterip, “Bu neyle ilgili acaba?” diye sordu. 


Babaannesi “Üç Arkadaş Uzaya Gidiyor, oyunun ismi buymuş. Nasıl bir oyun acaba?” diye yanıt verince Mimi “Uzay ne demek?” diye sordu. 


Dedesi “İçinde yaşadığımız dünya kocaman bir uzayın içinde” dedi. ‘“stersen oyunu izleyelim bakalım nasıl bir şeymiş bu uzay.” 

“Hmmm Tamam!” dedi Mimi. Hemen heyecanlandı.


Kahvaltıdan sonra annesi ve babası da yanlarına geldi ve tiyatroya gitmek için hazırlandılar. Mimi yol boyunca uzayla ilgili sorular sordu.


Tiyatroya vardıklarında kapıda bilet almak için bekleyenler kuyruk olmuştu. Biletler gişeden alınıyordu. Sıra onlara geldiği zaman babasının kucağında duran Mimi ‘Beş tane bilet lütfen’ diyerek gişedeki görevliden biletleri aldı. Görevli biletleri kesip Mimi’ye uzattı. Mimi hemen heyecanlanmıştı. “Teşekkür ederim’’ diyerek biletleri annesi babası babaannesi ve dedesine uzattı.


Tiyatro salonuna girerken annesi, tuvalete girmek isteyip istemediğini sordu Mimi’ye. Oyun sırasında gitmek çok iyi bir fikir olmayabilirdi. Mimi tuvalete gitmek istemediğini söyledi. “Yanımızda hiç kraker ya da mısır var mı?” diye sordu. Annesi oyundan çıkınca yemek yiyeceklerini, oyun sırasında yemek yemenin iyi bir davranış olmadığını söyledi. “Ama sinemada mısır yiyoruz, neden burada yiyemiyoruz?” diye sordu Mimi. Babaannesi “Burada sahnede canlı oyuncular var, sana bir hikaye anlatıyorlar, onlara karşı saygılı olmamız gerekli” diye karşılık verdi. Annesi de “Mısır yerken çıkardığımız sesler onlar için dikkat dağıtıcı olabilir” diye ekledi.


“Hmm anladıım...” dedi Mimi.


Salona girmişlerdi. Koltuklarını buldular. Aileleriyle gelmiş başka bir sürü çocuk vardı. Mimi hemen yerine oturdu. Montunu çıkardı ve gözlerini sahneye dikip dekoru incelemeye başladı. Sahnede bir çocuğun odasındaki eşyalar vardı. Duvarda posterler, yerde legolar, turuncu bir top, bir de dünya küresi.


Işıklar karardı. Mimi heyecanla annesine bakıp. “Başlıyor!” diye fısıldadı. Annesi de ona gözlerini kırptı. Salon karardı ve sahne ışıkları yandı. 


Oyunda uzaya gitmeyi hayal eden bir kız çocuğu vardı. Evine gelen oyun arkadaşlarıyla bir uzay gemisi yapmayı planlıyorlardı. Herkesin bir fikri vardı uzay gemisiyle ilgili. Bu gemi o kadar güçlü olmalıydı ki onları odalarından çıkarıp gökyüzüne uçurmalı, bulutları açıp taa en yukarılara, uzaya kadar çıkarmalıydı. Mimi "Acaba uzay nasıl bir yer" diye düşündü. Oyundaki kız arkadaşlar da bunu hayal etmeye başladılar. 


Uzayda yıldızlar vardı. Pırıl pırıl yıldızlar. En kocaman yıldız Güneş’ti. Güneş çok sıcaktı. Dünyayı ısıtıp aydınlatıyordu. Hatta geceleri çıkan aydede bile Güneş sayesinde parıldıyordu. 


Mimi duyduklarına inanamadı. Bu gece aydedeye dikkatle bakmalıyım diye düşündü.


Oyundaki üç arkadaş odadaki eşyaları kullanarak bir uzay gemisi yaratmaya başladılar. Kağıt, yastık, battaniye, oyuncak, kitap, lego… odadaki her şey bir işe yarayabilirdi. Uzay gemisi bitince içine girip beraberce hayaller kurdular.


Oyun bittiğinde oyuncular selam verdiler, Mimi ile beraber tüm seyirciler onları alkışladı. Mimi salondan çıkmak istemiyordu. Tiyatro çok hoşuna gitmişti. Annesine eve gidince uzayla ilgili birşeyler öğrenmek istediğini söyledi. Annesi de “Tabii, sana internetten resimler gösteririm, belki biz de kendi oyuncak uzay gemimizi yaparız!” dedi. Mimi bu fikri çok beğendi. 


Herkesin karnı çok acıkmıştı. Babaannesi evde onları çok güzel bir çorbanın beklediğini söyledi. 


Ne çorbası diye sorulunca babaanne, “Yılan çorbası!” dedi.

Hepsi birden güldüler.