Bahar gelmiş, bahçedeki çiçekler açmıştı. Artık dışarda uzun uzun oynama, babaannenin çiçeklerine su verme zamanı gelmişti. Baharın gelişi Mimi ve ailesi için çok özel bir dönemin habercisiydi. Mimi’nin doğum günü bahar aylarındaydı! Mimi bu mevsimde hep çok ama çok heyecanlanırdı. Doğanın kış uykusundan uyanmasıyla doğum günü partisi hazırlıkları aynı zamanda gerçekleşirdi.


Bu bahar öncekilerden daha da özeldi…


Mimi’nin annesi uzunca bir zamandır karnında Mimi’nin kardeşini taşıyordu. Aylar geçmiş, karnı büyüdükçe büyümüştü. Son zamanlarda iyice yavaş yürümeye başlamış, uzun öğle uykularına yatar olmuştu. 


Bahçedeki karların iyice eridiği bir haftasonu babası ile annesi Mimi’yi babaanne ve dedesine bırakıp doktora gittiler. 


Mimi, babaannesi Nunu’nun hazırladığı akşam yemeğine yardım etti, onun için barbunya fasulyesi ayıkladı. Mimi’nin küçük elleri adeta bu iş için yaratılmıştı. Fasulyeleri tek tek kabuğundan çıkarıp Nunu’nun ona verdiği kapta biriktirdi. Bu görevin en çok hoşuna giden kısmı ise fasulye taneleri ile dolu tasa elini sokup karıştırmaktı. Nunu “Senin ellerinin değdiği fasulyeler çok tatlı olacak” dedi, hep birden güldüler.


Barbunya fasulyeleri pişmeye başladığında kapı çaldı. Anne ve baba gelmişti! Ailecek sofrayı kurmaya başladılar. Mimi tabakların yanına çatal ve bıçakları dizerken babası ekmeği kesiyor, dedesi bardaklara su dolduruyor, annesi de salataya sirke koyuyordu. Mimi; “Çatal solaaa… bıçak sağa… çatal solaa.. bıçak sağa… Baba sağ burası mı?” “Hayır öbür taraf” “Uff yanlış olmuş.” 


Mimi çatalla bıçakların yerini değiştirirken tüm aile sofraya oturdu ve yemeye başladı. En çok sevilen yemek Nunu’nun tahmin ettiği gibi barbunya fasulyesi oldu. Kendine has çok ama çok tatlı bir tadı vardı. Nunu ve Mimi yemeğin sırrını bildiklerinden kıkır kıkır güldüler.

Yemekten sonra Mimi’nin annesi ona bir sürprizleri olduğunu söyledi. Mimi’nin gözleri heyecanla açıldı.


Herkes birbirine gülümseyerek baktı. Mimi’nin annesi bu heyecanlı sessizliği tatlı sürprizi açıklayarak sonlandırdı. 

“Yarın kardeşin geliyor.”

Mimi bir an öylece kalakaldı.

Aylardır süren heyecanlı bekleyiş son bulacaktı!


Mimi kardeşiyle oynayacağı günleri hayal etmişti; Ona birşeyler öğreteceği günleri…

Belki suluboya ile onun resmini yapardı…

Beraber saklambaç oynar,

şarkılar söyler parka bile gidebilirlerdi!

Yazın kumsalda kumdan kaleler yapabilir, öğle uykusundan önce beraber kitap okurlardı!


Uyku saati geldiğinde Mimi babaannesi ile uyumak istedi. Annesi ile babası sabah erkenden hastaneye gidecek, Mimi babaanne ve dedesiyle kahvaltıdan sonra onların yanına gidecekti. 

Mimi pijamalarını giyerken babaannesi Nunu “Heyecanlı mısın?” diye sordu. Mimi gülümsedi. Karışık duygular içindeydi. Acaba kardeşinin olması hayatını nasıl değiştirecekti? Artık oyuncaklarını boya kalemlerini ve hatta odasını onunla mı paylaşacaktı? Acaba ne zaman yürümeye başlayıp beraber parka gidebilirlerdi? Mimi’nin kafasında sorular dolaşıyordu.

Nunu ile yatağa uzandılar, Nunu ışıkları kapattı. Mimi hemen Nunu’ya sarıldı. Nunu “Seni çok seviyoruz. Bu hiç değişmeyecek. Sevgi öyle birşey ki insan sevdikçe sevme yeteneği daha da artıyor.” dedi. “Ben de kardeşimi çok seveceğim.” dedi Mimi. “Tabii! Kardeşinin olması hayatını biraz değiştirecek ama yakın zamanda alışacak, ve onu çok seveceksin, o kadar ki onsuz olmak hoşuna gitmeyecek. Haydi bakalım şimdi rahatça uyuyalım, yarın uzun bir gün olacak.” 

Mimi gecenin tatlı sessizliğinde gözlerini kapatıp hayallere daldı. 


Yan bahçedeki horoz ötmeye başladığında Nunu çoktan uyanmıştı bile. Hep beraber kahvaltı ettiler, temiz kıyafetler giydiler. Ve hemen yola koyuldular.

Yol boyunca Mimi arabada şarkı söyledi. Dedesi ve babaannesi de arada ona eşlik ettiler ama şarkının sözlerini Mimi kadar iyi bilmiyorlardı.

Hastaneye vardıklarında, Mimi hemen arabadan indi. Dedesi girişteki görevlilere gidecekleri odayı sorarken Mimi “Benim kardeşim geliyor!” dedi.

Odaya vardıklarında heyecanlı bir bekleyiş vardı. Mimi’nin anneannesi ve teyzesi de oradaydı. Mimi’yi hemen kucakladılar. Mimi “Kardeşim geldi mi?” diye sordu. “Çok az kaldı geliyor” dedi teyzesi Melo. Derken babası odaya girdi ve heyecanla “Nurtopu gibi bir kızımız oldu!” dedi. Hep beraber sevinçle el çırptılar. Babası Mimi’yi kucağına aldı “Haydi bakalım gidip kardeşine bakalım!” “Bakalım!”

Ailecek yeni doğan odasına doğru yürümeye başladılar. Bu camekanlı büyük bir odaydı, yeni doğan bebekler minik yataklarda yuvak yuvak yatıyor, kimisi ağlıyor, kimisi gözleri yarım açık öylece duruyordu. “Kardeşim hangisi?” diye soru Mimi telaşla. Derken bir hemşire kucağında pembe battaniyeli bir bebekle geldi ve onu boş bir yatağa yerleştirdi. ‘İşte kardeşin orada!’ dedi Nunu. Mimi’nin gözleri büyüdü. Kardeşi ne kadar da minikti! Ailecek camekana burunlarını yapıştırarak yeni doğan bebeğe gülümseyerek baktılar.


Ertesi gün Mimi bahçeye çıktığında adeta yeni biri olmuştu! Artık o bir ablaydı.

Bahçeyi, baharla beraber uyanan çiçekleri ve ağaçları farklı bir gözle görüyordu.

Sanki yürüyüşü bile değişmiş daha kararlı olmuştu. Kardeşi henüz onunla oynayabilecek kadar büyük değildi. Gözlerini bile doğru dürüst açamıyordu. Uzun uzun uyuyor, bir de çok ağlıyordu. Mimi acaba bu yaz büyümüş olur mu diye düşündü. Onunla vakit geçirmek için sabırsızlanıyordu. Bu sırada bahçenin çitine bir mavi kuş gelip kondu. Mimi gülümsedi. “Hoşgeldin! Burası bizim bahçemiz.” dedi. Mavi kuş ona “Sana kardeşinden bir mesajım var!” dedi. Mimi hemen heyecanlandı, kuşa yaklaştı. Mavi kuş kanatlarını açıp “Ablamı dünyalar kadar seviyorum!” dedi. Mimi kıkır kıkır güldü. “Ben de kardeşimi çok seviyorum!” dedi. “Ne zaman büyüyüp benimle arkadaşlık edecek biliyor musun mavi kuş?”


“Abla olmak bir macera. Bu maceranın ilk adımında sabırlı olmayı öğreneceksin.” diye yanıtladı mavi kuş. O sırada babası Mimi’ye seslendi. Mavi kuş “Şimdilik hoşçakal!” dedi kanatlarını çırparak havalandı. “Yine gel!” diye seslendi Mimi arkasından.


Eve girdiğinde içerisi adeta bayram yeri gibiydi. Tanıdığı herkes gelmişti. Herkes Mimi ile konuşmak onu kucaklayıp tebrik etmek istiyordu. Sofrada çörekler, minik pastalar vardı. Büyükler çay içiyor, sohbet ediyordu. Annesi içeriki odada kardeşini emziriyordu. Evdeki bu bayram havası Mimi’ye tatlı geldi. Bu telaşlı kalabalık hayatının yeni bir döneminin habercisiydi. Babaannesi Nunu misafirlerin her biriyle ayrı ayrı sohbet ediyor, bir yandan da ikramlarda bulunuyordu.


Mimi abla olma hissine çabuk alışacağını düşündü. Ne kadar zor olabilirdi ki! 

Masadaki minik pastalardan birini alıp ağzına attı. “Ben gidip bir kardeşime bakayım” dedi. “Bak bakalım!” dedi dedesi.

 

Kardeşinin ismi Nilu’ydu.