Prof. Dr. Belkıs

Celâl Antel Özdoğan

(1912-2002)

Yazan: Cihat Aşkın

İstanbul | 08/03/2021





Yazar hakkında bilgi için tıklayın.


8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü anısına…


Sizlere bahis edeceğim kişi, eşimin babaannesi ve Türkiye’nin ilk kadın fizikçilerinden Prof. Dr. Belkıs Özdoğan. Kendisini hayatının son yıllarında tanımak mutluluğuna eriştim ve güzel sohbetlerimiz oldu. Osmanlı’dan Cumhuriyete geçerken hayata tanıklık etmiş birisi idi Belkıs Hanım. 1912 doğumlu, ailesi ve çevresi eski geleneklere bir yandan sıkı sıkıya bağlı, diğer yandan Osmanlı’nın son dönemi aristokrasisi içerisinde büyümüş olmanın rahatlığı, İstanbul’lu, meşhur bestekâr İsmail Dede Efendi’nin soyundan yani Hamâmizade’lerden olan Belkıs hanımın babası Mehmed Celâleddin Bey, Deniz Ticaret Hukuku uzmanı ve Darülfünûn müderrislerinden, 1920 yılında çok kısa bir zaman için Salih Paşa kabinesinde Adliye Nazırı bile olmuş..


Böyle bir ortamda büyüyen Belkıs Celâl’in kalbi aslında tiyatro için atmaktadır. Ama ne mümkün öyle bir dönemde bir Müslüman Türk kadınının tiyatroya çıkması görülmüş şey değildir. Ağabeyi Necip Celâl’de sanatkâr ruhlu biridir ve evdeki tüm enstrümanları çalabilmektedir. Daha sonra ilk Türk tangosu ‘Mazi’ yi besteleyecek olan ağabeyi gibi o da sanatçı olmak ister.


Cumhuriyet ise aileye yeni bir soluk getirir. Ailenin tüm üyeleri Cumhuriyet devrinde öne çıkan kişilikler olarak yetişmiş, büyük ağabeyi Sadrettin Celâl, Türk eğitim biliminin kurucularından biri, İhsan Celâl Almanya’da ziraat okumuş ve konserveciliğin öncülerinden biri olarak yetişmiştir. Belkıs Hanım da böyle bir ortamda ister istemez bilim alanına yönelir ve Türkiye’nin ilk kadın fizikçilerinden biri olur.


Belkıs Celâl, Orta öğrenimini İstanbul Kandilli Kız Lisesi'nde tamamladıktan sonra 1939 yılında, İstanbul Üniversitesi, Fizik Bölümü'nde yüksek öğrenime başlar. Fakülte sonrası İstanbul Çapa Yüksek Öğretmen Okulu'nda fizik öğretmenliği yapar. İstanbul Üniversitesi Fizik kürsüsünde Dember ve Zuber’in asistanı olarak görev yapan Belkıs hanım, daha sonra tahsil için Fransa’ya gönderilir. Eşi de kendisi gibi fizikçi olan (Prof. Dr. İhsan Özdoğan İstanbul üniversitesi Jeofizik kürsüsü kurucusu) Belkıs Özdoğan eğitimcilik hayatı boyunca İstanbul üniversitesinde Profesör olarak görev yapmış, sayısız öğrenci yetiştirmiştir.


Yazdığı kitaplar ve Türk bilimine katkıları ile daima çevresinde sevilen ve sayılan biri olan Belkıs Özdoğan Cumhuriyet döneminde bu ülkenin yetiştirmiş olduğu değerli bilim kadınlarından birisidir. Osmanlı’dan Cumhuriyete geçerken en önemli düşünce, mutluluk ve refahın, halkın geneline yayılması prensibidir. Asilzadeler ile köylülerin aynı ortamda yetişerek bu ülkenin değerlerine katkıda bulunmasıdır. Katılımcı, eşitlikçi, özgürlükçü bir yapı içerisinde insanın evrensel insanlık değerlerine sahip olarak yetişmesi, özgüveni sağlam, ayakları toprağa basan bireyler yetiştirmesidir.


Cumhuriyet, kadının mücadelesidir. Kadının yüzyıllar içinde dünyada ki diğer ülkelerde de ezilmişliklerinin başkaldırısıdır. Cumhuriyet sadece bizim değil ama diğer milletlere de örnek teşkil edecek bir devrimdir. Kadın ile erkeğin her alanda eşit olduğu, kadınların söz ve temsil hakkının her alanda yükseldiği bir anlayış ancak Cumhuriyet felsefesi sayesinde meydana gelir.


Bugün yaşanan şiddetin tek sebebi sadece erkek egemen düşünce değil ama düşünce ve temsiliyete saygı göstermeyen bir anlayışın tezahürüdür. Aile içerisinde başlayan yanlış eğitim, egemenlik kurmaya ve güç ile istediğini yaptıran her bireyin sorumluluğundadır.


Bugün gündem halinde olan kadın cinayetlerinin sorumluları da yine aynı ortamdan meydanaçıkmaktadır. Erkek olmayı değil ama insan olmayı öğretememiş-öğrenememiş bir toplumun eksiği Cumhuriyet felsefesine sahip çıkmaması ve onu terk etmesidir. Fikri hür, vicdanı hür ve irfanı hür nesillerin yetişmesi, geleneği en iyi şekilde koruyacak ve yaşatacak ama aynı geleneğin üzerine sürekli devinen ve gelişim gösteren değerleri de koymasını bilecektir.


Çocuklarımıza ve toplumumuza vereceğimiz en büyük şey, sahip olduğumuz değerlerin eğitimi ile ufka doğru yelken açmış özgür bireylerin hayal gücü olmalıdır. Değerler sizi kendinize bağlar ve sarsılmanızı önler, hayal ise sizin gelişmenizi, keşfetmenizi, büyük işler başarmanızı ve yaşamanızı sağlar. O halde değerlerimize gerçekten inanıyorsak ‘değerler’ eğitimine tekrar başlayalım, toplumumuzu vahşi, cani ve bireylerin üzerinde zorla egemenlik kuran erkek tiplemesinden kurtaralım. Kadın ve erkek eşitliğine inanan ve bunu yaşayan, büyüğüne- küçüğüne saygı ve sevgi duyan, her türlü doğu ve batı kültür kapitalizmine karşı duran bir anlayışla toplumu yeniden inşa etme zamanı gelmedi mi sizce?


Belkıs hanım, bir Cumhuriyet kadını olarak yetişti, yaşadı ve örnek oldu. Onu rahmetle ve sevgiyle anıyorum. Aramamız gereken değerlerimiz hemen burada, yanı başımızda, uzaklara gitmeye gerek yok…


Fotoğraf arşivi: Prof. Dr. Mehmet Özdoğan